Güncel Konular
5
Prş
15:24:17
Tek Türkiye 26 Özerk Bölge Bayrağı
Milliyet Blog'da yayımlanan yazımı, güncel olması nedeniyle burada da yayımlamak istedim.
Değerlendirmelerinize sunuyorum:
Osman Baydemir, Tunceli konuşmasında, özerk bölgelerden söz etti. Özerk Doğu Karadeniz, Özerk Orta Karadeniz ve Özerk Kürdistan istediklerini belirtti. Bir de Özerk Kürdistan bayrağının, ay yıldızlı bayrağın yanına asılmasını istediklerini söyledi.
Bu konuşma üzerine, Sırrı Sakık; böyle bir projelerinin olduğunu; Türkiye’nin 20 ya da 26 özerk bölgeye ayrılmasını önerdiklerini; her bölgenin kendi renklerini yansıtan bayrağının olmasını istediklerini açıkladı.
20 ya da 26 özerk bölge, her özerk bölgeye de ayrı bir bayrak… Türkçesi, “Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak istiyoruz.” diyorlar.
Ayrı bayrak konusu ilk kez dillendirilmiyor elbet. İmralı’dan pavkıran çakal da iletmişti, “açılım” oyunlarının oynandığı sıralarda. Ama gözümüzün içine baka baka, pervasızca, ilk kez dillendiriliyor bildiğim kadarıyla.
O. Baydemir’i ve S. Sakık’ı kutluyorum. PKK ve BDP’nin gerçek niyetini, eğip bükmeden açıkladıkları için… Sahte birlik şarkıları söyleyenlerden daha yürekli oldukları için… Uyuyanların suratına, soğuk su serptikleri için…
***
Peki, bu gücü nereden alıyorlar? “Silahı kimden alıyorlarsa gücü de onlardan alıyorlar.” denebilir. Yanlış da olmaz. Ama eksik olur. En etkili gücü, iktidarın saçma sapan tutumundan; ne yapacağını bilmezliğinden; sık sık değişen kimi umut verici, kimi umut yıkıcı söylemlerinden alıyorlar.
PKK ve BDP’nin gerçek niyetini bilmeden; bu niyet karşısında tutarlı bir yol haritası çizmeden terörle mücadele edilemez. Esip gürlemenin, bağırıp çağırmanın hiçbir değeri yoktur. Ya isteneni vereceksin ya da hak ettikleri yanıtı… Orta yolu yok…
Hak edilen yanıtın ne olduğuna, iktidar karar verecek önce. Bu yanıtın kimlere verileceğini de iyi hesaplamak gerekir. Yanıt Kürt halkına verilecek değildir elbette. Kürt halkının büyük çoğunluğunun, O. Baydemir gibi düşünmediğinin bilincinde olmak gerekir. PKK ve BDP’nin uzak amacının ise “Bağımsız Kürdistan” olduğunu görmek gerekir.
İsteneni vereceksen(Ki buna Türkiye halkları asla izin vermez.) özerkliği falan düşünmeyeceksin. “Kur devletini ne yaparsan yap.” diyeceksin. Özerklik verip de Türkiye Cumhuriyeti’nin olanaklarından yararlanmalarına ve bu yolla güçlenmelerine izin vermeyeceksin. Özerkliğin sonu ayrılıktır çünkü.
Özerklik hakkı tanımak, Türkiye Cumhuriyeti’nin PKK karşısındaki çaresizliğinin tescili anlamına gelir aynı zamanda. Üstelik istenen özerkliğin, federasyondan farkı yoktur. Anımsarsınız dayatılan “açılım” koşullarını. Ayrı parlamento, ayrı ordu, ayrı güvenlik gücü, ayrı eğitim, ayrı spor kulüpleri, ayrı bayrak vb… Federasyondan da öte, ayrı bir devlet tanımıdır bu.
Böyle bir durum kabul edilemeyeceğine göre, kabul edilebileceklerin kesin sınırlarını, zaman yitirmeden saptamak gerekir. Bunun için de ABD ve öteki yayılmacı ülkelerden bağımsız karar verebilecek; demokrasiyi içine sindirmiş; sosyal devlet anlayışını özümsemiş; ne yapacağını bilen; kararlı duruş gösterebilecek güçte bir iktidar önkoşuldur.
AKP iktidarının, işleri iyice karıştırdığı; kararsız tutumuyla teröristleri ve yandaşlarını yüreklendirdiği; Kürt halkını sahiplenemediği; gerekli ekonomik, demokratik, kültürel ve toplumsal çözümler üretemediği anlaşılmıştır. En azından bu konuda, toplumsal güven de kalmamıştır.
Yeni bir anlayışa, yeni bir bakışa, kısaca yeni bir iktidara gereksinim vardır. Aynı zamanda yeni ve güçlü bir umuda… Çözüme ne yakın duran anlayış; Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde gelişen CHP anlayışıdır.
Yurdunu seven aydınlar, medya mensupları, sivil toplum örgütleri bu anlayışa güç vermelidir. İlk sınav ise halkoylamasıdır. Halkoylamasında AKP’nin dediği olursa her şey arapsaçına dönecektir. Türkiye’nin üzerinde dolaşan kara bulutlar koyulaşacak, yoğunlaşacaktır.
Bu bağlamda çare halkta; halkı aydınlatma görevini üstlenen kurum, kişi ve örgütlerdedir. Zaman; görev savsayacak zaman değildir.
Haydar Bibinoğlu
axuaxu Ekledi:
08.08.2010 01:07:24
Eski bir yazım;
"Türk olmak" her konuda diğer etnik kökenli vatandaşlardan daha fazla sabır, hoşgörü ve fedakârlık gerektirir. BU DURUŞUN SERGİLENDİĞİ GİBİ.BU GÜNE KADAR .
Gerektirir de nereye kadar?
Barış, eşitlik, kardeşlik, insan onuru, işkence, sömürü, demokrasi ve daha bunun gibi onlarca kelimeyi barındıran cümleler, her zaman ve her koşulda sihirli cümlelerdir.
Kimler savaşları, şovenizmi, onursuzluğu, işkenceyi, sömürüyü, sınıfların üstünlüğünü savunabilir ki? Tabiiki hiç kimse.
O zaman kendi halklarının sahte temsilcileri neden söylemlerinde sık sık bu kelimeleri kullanıyorlar?
Ben söyleyeyim;
Çünkü,
İçerisine ustaca oturtulmuş bu kelimelerle kurulmuş cümleler, söyleyenleri sihirli bir dokunulmazlık kalkanı gibi korur.
İşte yaptıkları şey bu!.
Barış derken, en alçakça savaşı yapacaksın. Eşitlik derken , sadece kendi haklarını ve halkını savunacaksın. Onur kavramı sadece senin için geçerli olacak. Has..tirin (bipsiz okuyunuz) derken, aymazlığının zirvelerinde dolaşacak, Demokrasi isterken , aslında bölücülük yapacaksın.
Hem söylediklerinin tersini yapacak, hem de dedelerinin ve babalarının AĞALIK SİSTEMİNE teslimiyetinin günahlarını, masum insanları katlederek, yirmi yaşında delikanlılara ve hain saydığın kendi halkına hiç acımadan fatura etmeye çalışacaksın.
Öldüreceksin... Yakacaksın...Kıracaksın... Sonra da sıra hesap vermeye gelince "s..tir "çekeceksin.
Bu kadarı da pes doğrusu.
Herşeyden önce; yapılan bu hakareti hiç de üzerimize almadan, hak edenlere şamar olarak görmemizin daha doğru olacağını düşünüyorum. İşte sizin açılımınıza böyle H..iktir çekilmesi belki aklınızı başınıza getirir diyemiyorum.
Çünkü sizin zaten aklının başınızda değil mi R.T.E !
Bakınız!. Bir kere daha tekrar etmekte fayda var.
"Bu ülkede Kürt sorunu YOKTUR."
"Bu ülkede bütün halkların temsil sorunu VARDIR."
"Bu ülkede demokrasi sorunu VARDIR."
Bu ülke insanın en azından %60 ı mecliste temsil bile edilmiyor.Dolayısı ile Kürt halkıda temsil edilemiyor.Daha da önemlisi ise, kendilerini Kürt halkının temsilcisi olarak gören Apo ağa ve marabaları kürt halkını temsil etmiyorlar. Onlar çağdaş ağalık sisteminin bir değişik versiyonunu sahneye koyarak, İngilizceden çevrilmiş bir oyunda , Kürt halkının temsilcisi rolünde sahne ALARAK sıralarının sona ermesini bekliyorlar.Ve BU ÜLKEYİ KANA BOĞUYORLAR...
Apo ağa ve marabalarının Zalo ağa ve marabalarından hiç bir farkı yoktur.Çünkü onların Kürt halkını temsil etme hakları YOKTUR . Kendi halklarınında KAATİLLERİDİRLER.Sadece kendilerini ve işbirlikçi emperyalistleri temsil ederler.Ve işledikleri tüm suçlardan dolayı er ya da geç gerçek cezalarını çekeceklerdir.
Bu MİLLET Kandil Dağını ,Kandil Çukuru yapacak yürekli liderini VE BENLİĞİNİ hiç kuşkusuz bulacaktır.Af veya BAŞKACA ADAPTASYONDAN GEÇİRME önerileri bu milletin vicdanını tatmin etmez.
Paşa paşa gelecek teslim olacaklar,paşa paşa cezalarını çekecekler,ondan sonra adapte olmak isteyen olursa olacak, ya da "Kandil Çukuru hepsini içine alacak kadar geniş açılacaktır. Kaatiller için başkaca bir yol yoktur.Kürt milletinin büyük çoğunluğunun kaatilleri tasvip ettiğine inanmak ise felaket getirir.
Neyse;
Aklın yolu;
"Bu ülke halklarının gerçek temsilcilerinin ,kendilerini temsil edebileceği bir gerçek demokrasi mücadelesinden geçer ."
Bu mücadele; Her türlü bağnazlıktan ve şövenizmden kendini arındırabilmiş,Kürt,Türk,Laz,Çerkez,Çingene,Gürcü v.s. nin oluşturduğu ortak akılla bir araya gelmiş bu millet tarafından verilmelidir.
Bu ülke insanlarının gerçek demokrasi içerisinde çözemeyeceği sorunları yoktur.
Açılım arayışlarının beyhudeliğini ise , halklarını temsil etme hakkı olmayan Apo ağa ve marabalarını Kürt halkının muhattabı kabul edenlerin ,son günlerde içine düştüğü ACZ ispatlar.
Acz içerisindeki bu kişiler;
Kendilerine verilen montaj kılavuzunu bile doğru analiz edemeyerek,açılım adı altında hukuğu ve demokrasiyi bir kez daha katletmişlerdir.
Apo ağa ve marabalarından hakettiği şamarı yiyen ve yediği şamarın acısı İLE HALEN KULAKLARI ÇINLAYAN BU APTALCA zihniyetin,
PARTİ KAPATARAK DERS VERME ŞOVLARINA İSE BU MİLLET;
"DAHA ÖNCE NEREDEYDİNİZ ?...SORUSUNU SORAR. O halde
HASSİTTİRİNİZ....Not:Global Emperyalizm'in CHP ni, tarihsel süreçte kullandığı gibi kullanmasının önüne Kılıçtaroğlu'nun geçebileceğine inanmak beyinsel "saflık" olur...Unutanlar için;Anavatan sürecini hatırlatırım... Bakir ülkemizin, vahşice erozyona uğradığı bu dönemde, "Özal gitsin de kim gelirse gelsin..!" diyenlerin sayısının ne kadar fazlaca olduğunu hatırlatırım...Çözüm Halk partisinden geçer...Halkın kendi "gerçek temsilcilerinden" oluşmuş bir "Halk Partisi"... Tüm etnik bölgelerin gerçek temsilcilerinden oluşmuş, gerçek bağımsız bir meclis...Bu ülkenin "aydınları" önce mevzii tutmalıdır...Mevzii ise şu an CHP si gibi görülse de , CHP DEĞİLDİR...Sosyalizm ise, bu mücadeleden sonra "uygar" toplumların ulaşacağı üst rejim şeklidir... Ve kendiliğinden, sınıfsal bir mücadeleye gerek kalmadan zaten gelecektir. Adına "Çağdaş Demokrasi desek...Komünizmin de yolunu açmış oluruz...Etnik Milliyetçilik yapan tüm faşistlerin hak ettikleri ise, yaptıklarının mislidir...Selamlarımla...
Bibinoglu953 Ekledi:
05.08.2010 16:17:41Aynı düşüncedeyim Namık. Ancak bu yazıyı Milliyet Blog'da yayımladım. Ağır ifadeler kullandığım zaman reddediyorlar. Ahlaksız Üzmez'e yazdığım şiiri bile, hakaret saydıkları için yayımlamadılar. Bu yüzden biraz esnekleştirmek zorunda kalıyorum. "Öyleyse yayımlama." diyebilirsin. Ama çok okunan bir yerde yayımlamanın gereğine inanıyorum.
Açıklamaların için teşekkürler...
curbaga Ekledi:
05.08.2010 16:03:28AYMAZLIK DEĞİL İHANET
Kişiler "aymaz" olur.
Gruplar "saf" olur.
STÖ'ler "gafil" olur.
AMA,DEVLETİ YÖNETENLERİN AYMAZ,SAF VE GAFİL OLMAYA HAKLARI YOKTUR!
P.K.K bir "ulusal kurtuluş"(!) hareketidir...
Kuruldukları günden beri milyonlarca kez ifade etmişlerdir bunu...
Kuruldukları tarihlerde de,kendilerine egemenlik alanı yaratmak için,BÖLGELERİNDEKİ SOL ÖRGÜTLERİN ÜZERİNE GİTMİŞLERDİR.
Bunun sonucu,ulusal bütünlükten yana ve SINIF SAVAŞIMINI ÖNE ÇIKARAN SOL YAPILANMALARA MENSUP YÜZLERCE DEVRİMCİYİ KATLEDEREK HAKİMİYET ALANLARINI GENİŞLETMİŞLERDİR.
Ben,bunların birebir tanığıyım.
Açın interneti bakın;1976LARDAN İTİBAREN LİCEDE,DİYARBAKIRDA,URFADA,ANTEPTE TÜM GÜNEYDOĞUDA YÜZLERCE "SOL" İÇİ CİNAYETLERİNE TANIK OLURSUNUZ.
Asıl demem o değil,
Biz biliyoruz ki;
"Ulusal Bağımsızlık" NİHAİ HEDEFİNİ ÖNÜNE KOYMAYAN HİÇBİR ULUSÇU HAREKETİN ,KENDİ KİTLE TABANINI YARATMA ŞANSI YOKTUR!
Yani,"bunların" niyeti bellidir.
"BAĞIMSIZLIK"TIR.
EMPERYALİZMİN KUCAĞINDA BAĞIMSIZLIK!!!
Bu "GEÇİŞ" SÜRECİNDE FORMÜLE ETTİKLERİ "DÜZENLEMELER",SADECE NİHAİ AMAÇLARINA GİDEN YOLUN KİLOMETRE TAŞLARIDIR!
Bunu görmemek için ya "KÖR",ya da su katılmadık "ENAYİ" olmak gerekir.
Başa dönüyorum şimdi;
Bu "sıfatlar" hafif(!) sıfatlardır ve yukarıda adını saydığım kişi ve katmanlar için kullanılabilir.
DEVLETİ YÖNETMEK SAVINDA OLANLAR İÇİN İSE...
BAŞKA SIFATLARA İHTİYAÇ VARDIR!!!
Yazmasam iyi olacak!
Çözüm ise SINIFSAL SAVAŞIMDAN GEÇER.
TÜRK VE KÜRT HALKLARI OMUZ OMUZA ORTAK DÜŞMANA;YANİ SINIFSAL DÜŞMANLARINA KARŞI VERECEKTİR BU MÜCADELEYİ.
NİHAİ AMAÇLARI İSE SOSYALİZMDİR...
BUGÜN OLMAZSA YARIN...


Sayfa Başı